KENT KONSEYLERİ VE DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK ÇALIŞTAYI TAMAMLANDI

Güncel 16.06.2026 - 14:21, Güncelleme: 16.06.2026 - 14:21 143 kez okundu.
 

KENT KONSEYLERİ VE DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK ÇALIŞTAYI TAMAMLANDI

KENT KONSEYLERİ VE DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK ÇALIŞTAYI TAMAMLANDI
  Türkiye Belediyeler Birliğinin (TBB) Kent Konseyleri Yönetmeliği’nin 20. yılı dolayısıyla düzenlediği “Kent Konseyleri ve Demokratik Belediyecilik Çalıştayı” Birlik ana hizmet binasında gerçekleştirildi. Kent Konseyleri Yönetmeliği'nin yürürlüğe girişinin 20. yılı vesilesiyle gerçekleştirilen çalıştay ile kent konseylerinin bugüne kadar yerel demokrasi, katılımcılık ve yönetişim alanlarında üstlendiği rolün değerlendirilmesi, uygulamada karşılaşılan sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlandı. Belediye başkanlarını, kent konseyi temsilcilerini, akademisyenler ve sivil toplum aktörlerini bir araya getiren çalıştayda kent konseylerinin yerel karar alma süreçlerine katkıları, belediyelerle ilişkileri ve yurttaş katılımını güçlendiren uygulamaları ele alındı. “Katılımcı yönetim anlayışı günümüz belediyeciliğinin temel ihtiyaçlarından biri” Çalıştayın açılış konuşmasını yapan TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, kent konseylerinin yerel demokrasinin güçlenmesinde önemli bir rol üstlendiğini belirterek, katılımcı yönetim anlayışının günümüz belediyeciliğinin temel ihtiyaçlarından biri haline geldiğini söyledi. Kentlerin yalnızca fiziksel mekanlar olmadığını vurgulayan Yıldız, "Kentler; içinde yaşayan insanların kültürlerini, hafızalarını ve en önemlisi yönetim süreçlerine dahil olma iradelerini de şekillendiren çok önemli yerleşkelerdir.” dedi. Nüfus artışı, çeşitlenen kentsel ihtiyaçlar ve değişen toplumsal beklentilerin belediyecilik anlayışında dönüşümü zorunlu kıldığını ifade eden Yıldız, klasik ve tek yönlü hizmet üretme anlayışının artık yetersiz kaldığını belirtti. Yıldız, “Katılımı teşvik eden, ortak aklı esas alan ve vatandaşları, sivil toplumu ve akademiyi karar süreçlerine doğrudan dahil eden demokratik belediyecilik modeli büyük bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.” diye konuştu. Kent konseylerinin bu dönüşümün önemli araçlarından biri olduğunu ifade eden Yıldız, “Kent konseyleri, salt idari birer mekanizma olmanın ötesinde; hemşehrilik hukukunun, kentli haklarının ve katılım kültürünün en somut ve kurumsal tezahürlerinden biridir.” değerlendirmesinde bulundu. Kent Konseyleri Yönetmeliği'nin uygulanmaya başlamasının üzerinden 20 yıl geçtiğini hatırlatan Yıldız, bu süreçte kent konseylerinin farklı kentlerde önemli deneyimler biriktirdiğini söyledi. “Kent konseyleri yerel demokrasinin laboratuvarı oldu” Kadın, gençlik, çocuk, engelli ve yaşlı meclisleri aracılığıyla farklı toplumsal kesimlerin yerel yönetime katılımının güçlendirildiğini belirten Yıldız, “Pek çok kentte çevre politikalarından afet hazırlığına, sürdürülebilir kalkınmadan erişilebilirliğe kadar birçok alanda kent konseylerinin ürettiği fikirler ve tavsiye kararları belediye politikalarına dönüştü. Bu yönüyle kent konseyleri yerel demokrasinin adeta birer laboratuvarı işlevini üstlendi.” ifadelerini kullandı. Yerel yönetimlerin iklim krizi, afet riski, ekonomik dalgalanmalar, göç hareketleri ve dijital dönüşüm gibi çok katmanlı sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu kaydeden Yıldız, bu sorunların çözümünde katılımcı mekanizmaların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Yıldız, “Sivil toplumun saha deneyimini, akademinin bilimsel birikimini, meslek odalarının uzmanlığını ve en önemlisi kentte yaşayanların bilgisini, fikrini ve rızasını karar alma süreçlerine entegre etmek her zamankinden daha önemli hale geldi. Kent konseyleri de bu eksenlerde gelişim için kıymetli bir zemin arz ediyor.” dedi.  “Yerel demokrasiyi güçlendirmek temel görevlerimizden biri” TBB’nin tüm belediyelerin ortak sesi ve destekçisi olduğunu belirten Yıldız, belediyeler arasında deneyim paylaşımını artırmayı, katılımcı yönetim modellerini desteklemeyi ve yerel demokrasiyi güçlendirmeyi temel görevlerinden biri olarak gördüklerini söyledi. Kent Konseylerinin sorun alanları ele alındı Programın ilk oturumunda, “Kent Konseyleri Deneyimi: Geride Kalan Yıllar, Deneyimler, Sorun Alanları ve Katılım Modelleri” başlığı ele alındı. Prof. Dr. Sibel Kalaycıoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkanı ve Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Alanya Kent Konseyi Başkanı ve Akdeniz Kent Konseyleri Birliği Başkanı Nurhan Özcan ile Turkuaz Mahalle Dayanışması Sözcüsü Av. Barış Altınsoy görüş ve deneyimlerini paylaştı. Panel ve forum bölümlerinden oluşan oturumda kent konseylerinin bugüne kadar edindiği deneyimler ile karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirildi. Kurt, Odunpazarı Belediyesinin kent konseyi deneyimlerini anlattı Oturumda söz alan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, belediye sayısı göz önünde bulundurulduğunda kent konseylerinin henüz istenilen noktada olmadığının altını çizdi. Demokratik katılımcılığın önemine değinen Kurt, “Ne yazık ki sivil toplum örgütlerimizin de çok sivil olmadığı bir dönemi yaşıyoruz.” dedi. Kent konseylerinin gönüllü kurumlardan, gönüllülerden oluşması gerektiğini belirten Kurt, Odunpazarı Belediyesinin kent konseyi deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye’de kent konseyleri ile belediye başkanları arasında çok ciddi sorunları olduğunu söyleyen Kurt, “Şu anda pek çok kent konseyi belediye başkanıyla sürtüşme halinde. Belediye başkanı kendi istediği gibi bir kent konseyi hayal ediyor, kent konseyi de kendi istediği gibi ya da yönlendireceği gibi bir belediye başkanı hayal ediyor. Bu ikisi demokratik bir mantıkla uzlaşmadığı sürece kent konseylerinin yürüme şansı yok.” ifadelerini kullandı. Kapanoğlu: “Türkiye’de kent konseylerine her zamankinden daha çok ihtiyaç var” Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkanı ve Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, hem Türkiye Kent Konseyleri Birliğinin hem Türkiye Kent Konseyleri Platformunun evrensel değerleri içselleştirerek ortak bir ağ oluşturduklarını kaydetti. “Gelişmiş ülkelerin gelişmiş şehirlerinin neden geliştiklerini anlamak çok zor değil.” diyen Kapanoğlu, elde edilen başarının katılımcılıkla sağlandığına vurgu yaptı. Kapanoğlu, kentlerin hızla gelişirken aynı zamanda da göç ve iklim krizi gibi farklı alanlarda yükün altında olduğunu anımsatarak, “Türkiye’de kent konseylerine her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Çünkü yerelde çok sesliliği ve farklı görüşleri birleştiren ve bundan sadece belediyelerin değil bütün kamu kurumlarının, faydalanmak isteyen yöneticilerin aslında faydalanabileceği bir yapı.” dedi. Özcan: “Örgütlü ve kurumsal mücadele olmadan demokrasi işlemez” Alanya Kent Konseyi Başkanı ve Akdeniz Kent Konseyleri Birliği Başkanı Nurhan Özcan, toplumun farklı kesimlerinin karar süreçlerine dahil edilmesine ve üretilen ortak akıl yerel politikalara yansıtılması gerektiğine vurgu yaptı. Kentlerin çalışanların, kadınların, gençlerin engellilerin, meslek örgütlerinin, üniversitelerin ve sivil toplumun ortak yaşam alanları olduğunu belirten Özcan, “Bu nedenle kentin geleceği yalnızca seçilmişler ya da atanmışların gündemi olamaz. Kentin geleceği kentte yaşayan herkesin ortak sorumluluğudur.” dedi. “Örgütlü ve kurumsal mücadele olmadan demokrasi işlemez.” diyen Özcan, ulaşım, barınma çevre, afet yönetimi, turizm baskısı, göç, işsizlik, yaşlı nüfus, sosyal destek başlıklarının artık tek bir kurumun bünyesinde çözebileceği bir mesele olmadığını ifade etti. Turkuaz Mahalle Dayanışması Sözcüsü Av. Barış Altınsoy ise konuşmasında eyleme dökülmüş bir komşuluk dayanışma pratiği oluşturduklarını belirterek uygulamada yaşanan zorlukları paylaştı. Kent konseylerinin yerel yönetime katkıları tartışıldı Çalıştayın ikinci oturumunda, “Demokratik Belediyecilik, Kentli Hakları ve Katılımcı Yöntemler: Kent Konseyleri ve Sunduğu Olanaklar” konusu ele alındı. Yerel Reform Girişimi Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gönen Orhan’ın moderatörlüğündeki oturumda; Tokat Kent Konseyi Başkanı ve Türkiye Kent Konseyleri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Selim Çakar, Çankaya Kent Konseyi Başkanı Mustafa Coşar ve emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Kayalıgil konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda kentli hakları, katılımcı demokrasi uygulamaları ve kent konseylerinin yerel yönetime katkıları tartışıldı. Programın üçüncü oturumu ise “Belediye Yönetimi, Belediye Meclisi ve Kent Konseyleri İlişkisi” başlığıyla düzenlendi. İlhan Tekeli Şehircilik Kültürü Vakfından Funda Erkal’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Tarsus Kent Konseyi Başkanı ve Türkiye Kent Konseyi Platformu Başkanı Musa Ceylan, Balıkesir Büyükşehir Kent Konseyi Başkanı ve Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkan Yardımcısı Sevinç Baykan Özden ile 8. Dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi CHP Grup Başkanvekili Doğan Subaşı değerlendirmelerde bulundu. Oturumda kent konseylerinin belediye yönetimi ve karar alma süreçleriyle ilişkisi farklı yönleriyle ele alındı. Keleş: “Katılımı esas almayan rejimler demokrasi olarak adlandırılamaz” Program, yerel yönetimler alanının duayen isimlerinden Prof. Dr. Ruşen Keleş’in yaptığı genel değerlendirme ve kapanış konuşmasıyla sona erdi. Keleş, kent konseylerinin ortaya çıkışını demokratik katılım anlayışının gelişimi çerçevesinde ele aldı. Demokrasinin yalnızca seçim ve temsil mekanizmalarıyla sınırlı olmadığını belirten Keleş, tarihsel süreç içerisinde temsili demokrasinin doğrudan demokrasi araçlarıyla desteklenmesi ihtiyacının ortaya çıktığını ifade etti. Yönetilenlerin siyasal süreçlere etkin katılımının demokratik yönetim anlayışının temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Keleş şöyle konuştu: “Yönetilenlerin, yani halkın siyasal süreçlere etkin olarak katılmalarına dayanmayan rejimler demokrasi olarak adlandırılamazlar. Katılım bireylerle siyasal toplum kurumları arasındaki bir etkileşim türüdür. Temsili demokrasinin seçim ve temsil süreçlerine ilişkin sorunlarından ve yetersizliklerinden kaynaklanan güvensizlik, doğrudan demokrasi araçlarına başvurulmasını yeniden gündeme getirmiştir.” Katılımın uluslararası belgelerde de önemli bir yer tuttuğunu belirten Keleş, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı başta olmak üzere çeşitli uluslararası sözleşmelerde yurttaşların karar alma süreçlerine katılımının teşvik edildiğini ifade etti. Kent konseylerinin yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Keleş, bu oluşumların farklı kurum ve kesimleri ortak bir zeminde buluşturan katılımcı yönetişim mekanizmaları olarak tasarlandığını vurguladı. Kent konseylerinin hukuki statüsüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Keleş, Belediye Kanunu ve Kent Konseyi Yönetmeliği'nde kent konseylerine; yerel düzeyde katılımı yaygınlaştırma, hemşehrilik hukukunu geliştirme, çok aktörlü yönetişim anlayışını güçlendirme, kentle ilgili temel stratejilerin belirlenmesinde ortak aklın oluşmasına katkı sunma ile yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığı, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirme görevleri verildiğine dikkati çekti. Keleş: “Toplumsal sorunların çözümünde bilimin rehberliği esas alınmalıdır” Kent konseylerinin yerel düzeyde önemli ve yararlı çalışmalar yürütebilecek mekanizmalar olduğunu belirten Keleş, temsili demokrasinin işleyişinde ortaya çıkan tüm sorunların yalnızca kent konseyleri aracılığıyla çözülebileceği yönündeki yaklaşımların gerçekçi olmadığını ifade etti. Demokratik süreçlerin güçlenmesinin; merkezi yönetim, yerel yönetimler, sendikalar, yargı organları, meslek kuruluşları, üniversiteler, iş çevreleri ve kent konseyleri gibi tüm kurumların performanslarının gelişmesiyle mümkün olacağını belirten Keleş, bunun da siyasal kültür ve eğitim düzeyinin yükselmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Keleş, konuşmasının sonunda toplumsal sorunların çözümünde bilimin rehberliğinin esas alınması gerektiğini ifade etti.
KENT KONSEYLERİ VE DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK ÇALIŞTAYI TAMAMLANDI

 

Türkiye Belediyeler Birliğinin (TBB) Kent Konseyleri Yönetmeliği’nin 20. yılı dolayısıyla düzenlediği “Kent Konseyleri ve Demokratik Belediyecilik Çalıştayı” Birlik ana hizmet binasında gerçekleştirildi.

Kent Konseyleri Yönetmeliği'nin yürürlüğe girişinin 20. yılı vesilesiyle gerçekleştirilen çalıştay ile kent konseylerinin bugüne kadar yerel demokrasi, katılımcılık ve yönetişim alanlarında üstlendiği rolün değerlendirilmesi, uygulamada karşılaşılan sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlandı.

Belediye başkanlarını, kent konseyi temsilcilerini, akademisyenler ve sivil toplum aktörlerini bir araya getiren çalıştayda kent konseylerinin yerel karar alma süreçlerine katkıları, belediyelerle ilişkileri ve yurttaş katılımını güçlendiren uygulamaları ele alındı.

“Katılımcı yönetim anlayışı günümüz belediyeciliğinin temel ihtiyaçlarından biri”

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, kent konseylerinin yerel demokrasinin güçlenmesinde önemli bir rol üstlendiğini belirterek, katılımcı yönetim anlayışının günümüz belediyeciliğinin temel ihtiyaçlarından biri haline geldiğini söyledi.

Kentlerin yalnızca fiziksel mekanlar olmadığını vurgulayan Yıldız, "Kentler; içinde yaşayan insanların kültürlerini, hafızalarını ve en önemlisi yönetim süreçlerine dahil olma iradelerini de şekillendiren çok önemli yerleşkelerdir.” dedi.

Nüfus artışı, çeşitlenen kentsel ihtiyaçlar ve değişen toplumsal beklentilerin belediyecilik anlayışında dönüşümü zorunlu kıldığını ifade eden Yıldız, klasik ve tek yönlü hizmet üretme anlayışının artık yetersiz kaldığını belirtti. Yıldız, “Katılımı teşvik eden, ortak aklı esas alan ve vatandaşları, sivil toplumu ve akademiyi karar süreçlerine doğrudan dahil eden demokratik belediyecilik modeli büyük bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.” diye konuştu.

Kent konseylerinin bu dönüşümün önemli araçlarından biri olduğunu ifade eden Yıldız, “Kent konseyleri, salt idari birer mekanizma olmanın ötesinde; hemşehrilik hukukunun, kentli haklarının ve katılım kültürünün en somut ve kurumsal tezahürlerinden biridir.” değerlendirmesinde bulundu. Kent Konseyleri Yönetmeliği'nin uygulanmaya başlamasının üzerinden 20 yıl geçtiğini hatırlatan Yıldız, bu süreçte kent konseylerinin farklı kentlerde önemli deneyimler biriktirdiğini söyledi.

“Kent konseyleri yerel demokrasinin laboratuvarı oldu”

Kadın, gençlik, çocuk, engelli ve yaşlı meclisleri aracılığıyla farklı toplumsal kesimlerin yerel yönetime katılımının güçlendirildiğini belirten Yıldız, “Pek çok kentte çevre politikalarından afet hazırlığına, sürdürülebilir kalkınmadan erişilebilirliğe kadar birçok alanda kent konseylerinin ürettiği fikirler ve tavsiye kararları belediye politikalarına dönüştü. Bu yönüyle kent konseyleri yerel demokrasinin adeta birer laboratuvarı işlevini üstlendi.” ifadelerini kullandı.

Yerel yönetimlerin iklim krizi, afet riski, ekonomik dalgalanmalar, göç hareketleri ve dijital dönüşüm gibi çok katmanlı sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu kaydeden Yıldız, bu sorunların çözümünde katılımcı mekanizmaların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Yıldız, “Sivil toplumun saha deneyimini, akademinin bilimsel birikimini, meslek odalarının uzmanlığını ve en önemlisi kentte yaşayanların bilgisini, fikrini ve rızasını karar alma süreçlerine entegre etmek her zamankinden daha önemli hale geldi. Kent konseyleri de bu eksenlerde gelişim için kıymetli bir zemin arz ediyor.” dedi.

 “Yerel demokrasiyi güçlendirmek temel görevlerimizden biri”

TBB’nin tüm belediyelerin ortak sesi ve destekçisi olduğunu belirten Yıldız, belediyeler arasında deneyim paylaşımını artırmayı, katılımcı yönetim modellerini desteklemeyi ve yerel demokrasiyi güçlendirmeyi temel görevlerinden biri olarak gördüklerini söyledi.

Kent Konseylerinin sorun alanları ele alındı

Programın ilk oturumunda, “Kent Konseyleri Deneyimi: Geride Kalan Yıllar, Deneyimler, Sorun Alanları ve Katılım Modelleri” başlığı ele alındı. Prof. Dr. Sibel Kalaycıoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkanı ve Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Alanya Kent Konseyi Başkanı ve Akdeniz Kent Konseyleri Birliği Başkanı Nurhan Özcan ile Turkuaz Mahalle Dayanışması Sözcüsü Av. Barış Altınsoy görüş ve deneyimlerini paylaştı. Panel ve forum bölümlerinden oluşan oturumda kent konseylerinin bugüne kadar edindiği deneyimler ile karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirildi.

Kurt, Odunpazarı Belediyesinin kent konseyi deneyimlerini anlattı

Oturumda söz alan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, belediye sayısı göz önünde bulundurulduğunda kent konseylerinin henüz istenilen noktada olmadığının altını çizdi. Demokratik katılımcılığın önemine değinen Kurt, “Ne yazık ki sivil toplum örgütlerimizin de çok sivil olmadığı bir dönemi yaşıyoruz.” dedi. Kent konseylerinin gönüllü kurumlardan, gönüllülerden oluşması gerektiğini belirten Kurt, Odunpazarı Belediyesinin kent konseyi deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Türkiye’de kent konseyleri ile belediye başkanları arasında çok ciddi sorunları olduğunu söyleyen Kurt, “Şu anda pek çok kent konseyi belediye başkanıyla sürtüşme halinde. Belediye başkanı kendi istediği gibi bir kent konseyi hayal ediyor, kent konseyi de kendi istediği gibi ya da yönlendireceği gibi bir belediye başkanı hayal ediyor. Bu ikisi demokratik bir mantıkla uzlaşmadığı sürece kent konseylerinin yürüme şansı yok.” ifadelerini kullandı.

Kapanoğlu: “Türkiye’de kent konseylerine her zamankinden daha çok ihtiyaç var”

Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkanı ve Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, hem Türkiye Kent Konseyleri Birliğinin hem Türkiye Kent Konseyleri Platformunun evrensel değerleri içselleştirerek ortak bir ağ oluşturduklarını kaydetti.

“Gelişmiş ülkelerin gelişmiş şehirlerinin neden geliştiklerini anlamak çok zor değil.” diyen Kapanoğlu, elde edilen başarının katılımcılıkla sağlandığına vurgu yaptı. Kapanoğlu, kentlerin hızla gelişirken aynı zamanda da göç ve iklim krizi gibi farklı alanlarda yükün altında olduğunu anımsatarak, “Türkiye’de kent konseylerine her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Çünkü yerelde çok sesliliği ve farklı görüşleri birleştiren ve bundan sadece belediyelerin değil bütün kamu kurumlarının, faydalanmak isteyen yöneticilerin aslında faydalanabileceği bir yapı.” dedi.

Özcan: “Örgütlü ve kurumsal mücadele olmadan demokrasi işlemez”

Alanya Kent Konseyi Başkanı ve Akdeniz Kent Konseyleri Birliği Başkanı Nurhan Özcan, toplumun farklı kesimlerinin karar süreçlerine dahil edilmesine ve üretilen ortak akıl yerel politikalara yansıtılması gerektiğine vurgu yaptı. Kentlerin çalışanların, kadınların, gençlerin engellilerin, meslek örgütlerinin, üniversitelerin ve sivil toplumun ortak yaşam alanları olduğunu belirten Özcan, “Bu nedenle kentin geleceği yalnızca seçilmişler ya da atanmışların gündemi olamaz. Kentin geleceği kentte yaşayan herkesin ortak sorumluluğudur.” dedi. “Örgütlü ve kurumsal mücadele olmadan demokrasi işlemez.” diyen Özcan, ulaşım, barınma çevre, afet yönetimi, turizm baskısı, göç, işsizlik, yaşlı nüfus, sosyal destek başlıklarının artık tek bir kurumun bünyesinde çözebileceği bir mesele olmadığını ifade etti.

Turkuaz Mahalle Dayanışması Sözcüsü Av. Barış Altınsoy ise konuşmasında eyleme dökülmüş bir komşuluk dayanışma pratiği oluşturduklarını belirterek uygulamada yaşanan zorlukları paylaştı.

Kent konseylerinin yerel yönetime katkıları tartışıldı

Çalıştayın ikinci oturumunda, “Demokratik Belediyecilik, Kentli Hakları ve Katılımcı Yöntemler: Kent Konseyleri ve Sunduğu Olanaklar” konusu ele alındı. Yerel Reform Girişimi Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gönen Orhan’ın moderatörlüğündeki oturumda; Tokat Kent Konseyi Başkanı ve Türkiye Kent Konseyleri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Selim Çakar, Çankaya Kent Konseyi Başkanı Mustafa Coşar ve emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Kayalıgil konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda kentli hakları, katılımcı demokrasi uygulamaları ve kent konseylerinin yerel yönetime katkıları tartışıldı.

Programın üçüncü oturumu ise “Belediye Yönetimi, Belediye Meclisi ve Kent Konseyleri İlişkisi” başlığıyla düzenlendi. İlhan Tekeli Şehircilik Kültürü Vakfından Funda Erkal’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Tarsus Kent Konseyi Başkanı ve Türkiye Kent Konseyi Platformu Başkanı Musa Ceylan, Balıkesir Büyükşehir Kent Konseyi Başkanı ve Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkan Yardımcısı Sevinç Baykan Özden ile 8. Dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi CHP Grup Başkanvekili Doğan Subaşı değerlendirmelerde bulundu. Oturumda kent konseylerinin belediye yönetimi ve karar alma süreçleriyle ilişkisi farklı yönleriyle ele alındı.

Keleş: “Katılımı esas almayan rejimler demokrasi olarak adlandırılamaz”

Program, yerel yönetimler alanının duayen isimlerinden Prof. Dr. Ruşen Keleş’in yaptığı genel değerlendirme ve kapanış konuşmasıyla sona erdi. Keleş, kent konseylerinin ortaya çıkışını demokratik katılım anlayışının gelişimi çerçevesinde ele aldı.

Demokrasinin yalnızca seçim ve temsil mekanizmalarıyla sınırlı olmadığını belirten Keleş, tarihsel süreç içerisinde temsili demokrasinin doğrudan demokrasi araçlarıyla desteklenmesi ihtiyacının ortaya çıktığını ifade etti. Yönetilenlerin siyasal süreçlere etkin katılımının demokratik yönetim anlayışının temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Keleş şöyle konuştu:

“Yönetilenlerin, yani halkın siyasal süreçlere etkin olarak katılmalarına dayanmayan rejimler demokrasi olarak adlandırılamazlar. Katılım bireylerle siyasal toplum kurumları arasındaki bir etkileşim türüdür. Temsili demokrasinin seçim ve temsil süreçlerine ilişkin sorunlarından ve yetersizliklerinden kaynaklanan güvensizlik, doğrudan demokrasi araçlarına başvurulmasını yeniden gündeme getirmiştir.”

Katılımın uluslararası belgelerde de önemli bir yer tuttuğunu belirten Keleş, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı başta olmak üzere çeşitli uluslararası sözleşmelerde yurttaşların karar alma süreçlerine katılımının teşvik edildiğini ifade etti. Kent konseylerinin yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Keleş, bu oluşumların farklı kurum ve kesimleri ortak bir zeminde buluşturan katılımcı yönetişim mekanizmaları olarak tasarlandığını vurguladı.

Kent konseylerinin hukuki statüsüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Keleş, Belediye Kanunu ve Kent Konseyi Yönetmeliği'nde kent konseylerine; yerel düzeyde katılımı yaygınlaştırma, hemşehrilik hukukunu geliştirme, çok aktörlü yönetişim anlayışını güçlendirme, kentle ilgili temel stratejilerin belirlenmesinde ortak aklın oluşmasına katkı sunma ile yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığı, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirme görevleri verildiğine dikkati çekti.

Keleş: “Toplumsal sorunların çözümünde bilimin rehberliği esas alınmalıdır”

Kent konseylerinin yerel düzeyde önemli ve yararlı çalışmalar yürütebilecek mekanizmalar olduğunu belirten Keleş, temsili demokrasinin işleyişinde ortaya çıkan tüm sorunların yalnızca kent konseyleri aracılığıyla çözülebileceği yönündeki yaklaşımların gerçekçi olmadığını ifade etti. Demokratik süreçlerin güçlenmesinin; merkezi yönetim, yerel yönetimler, sendikalar, yargı organları, meslek kuruluşları, üniversiteler, iş çevreleri ve kent konseyleri gibi tüm kurumların performanslarının gelişmesiyle mümkün olacağını belirten Keleş, bunun da siyasal kültür ve eğitim düzeyinin yükselmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Keleş, konuşmasının sonunda toplumsal sorunların çözümünde bilimin rehberliğinin esas alınması gerektiğini ifade etti.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve artemishaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.