Hüseyin TAŞYAKAN
Köşe Yazarı
Hüseyin TAŞYAKAN
 

KÖRLÜK DEĞİL, BİLE İSTEYE KÖTÜLÜK.

  Öncelikle, son söyleyeceğimi ilk söylemeyi uygun gördüğümü belirtmek isterim değerli okuyucular. Adım kadar eminim ki eğer CHP’nin başına butlan diye AKP teşkilatından bir ekip getirilmiş olsaydı, yaklaşık 5 haftadır şahit olduğumuz üzere toplumu ve özellikle CHP seçmenini bu denli gerecek, bu ölçüde öfkelendirecek hususlara tanık olmayacaktık. Yapılanların temelinde hırs, intikam ve hazımsızlık duygusunun yattığı gün gibi aşikar. Kaybettiği Kurultay’dan sonra vatandaşın sorunları, sıkıntısı ve içinde boğulduğu sefalet ölçüsündeki yaşam şartlarının tek bir tanesinden bile bahsetmeyip, sırtını dayadığı muktedirlere güvenerek koltuğunu geri almak, hatta gerekirse gasp etmek derdine düşerek iktidar destekçisi kanallarda dolaşıp “Koltuğum da koltuğum” diye zırlayan şahsın insanlarda ne kadar hayal kırıklığı ve öfkeye sebep olduğu hepinizce malumdur. Ruh sağlığınızı olumsuz etkilememek adına bunları bir kez daha burada sıralamak istemiyorum. Benim bu süreçte dikkatimi çeken, sosyal medyada yorumlarına rastladığım veya şifahen görüştüğüm bazı kimselerin bu şahıs için “bu adam neye sebep olduğunu görmüyor mu, farkında değil mi ne yaptığının?” şeklinde kullandığı ifadeler olmuştur. Bilemiyorum; belki o şahsa yakıştırmak istemediklerinden, belki de öngördükleri çok sert tepkileri yumuşatmaya dönük bir çaba ile bu yorumları yapıyor olabilirler. Hatta bu şahıs için, öfke ile çok sert ifadelerin kullanılması karşısında çoğunlukla “Bu adam adalet yürüyüşünü yapmış insandır, yaptıkları koltuk hırsının getirdiği bir sonuç olamaz” şeklinde yorumları da duyuyoruz. Ben kendi adıma bu yoruma asla katılmıyorum, zira benim nazarımda bu şahsın sabıkası o adalet yürüyüşünün daha 2.gününde yaptığıyla tescillenmişir.  Hatırlarsınız, bu ülke Fethullahçı terör örgütünün kurguladığı kumpaslar yoluyla olabildiğince büyük bir zulme tanık olmuş ve asker, bürokrat, aydın, gazeteci vs bir yığın insanın zindanlara kapatılıp bir kısmının orada ölümüne sebep olunduğu karanlık günleri yaşamıştır.  İşte o karanlık günleri yaşamamıza sebep Fetö kumpaslarının en büyük, en azılı destekçilerinden biri de gazeteci Hasan Cemal’dir ki mâlum şahıs adalet yürüyüşünün ikinci gününde (o dönem iktidar karşıtı olduğu bahanesiyle) bu adamı koluna takmıştır. O günlerden bugünlere gelen süreçte yaptığım sert eleştiriler için, şahsıma “Genel Başkana saygısızlık edemezsin” diye ölçüsüz bir biçimde yüklenip söylenenlere de buradan selamlarımı gönderiyorum! Yukarda da belirttiğim üzere, ruh sağlığınız adına bu şahsın seçmenini ve toplumu nasıl sırtından vurduğunu tek tek örneklemek istemiyorum. Ancak sadece iki örnekten bahsederek, bu şahsın yaptıklarının körlükle değil, bile isteye kötülükle ilgisi olduğunun altını çizmek isterim.  Bunlardan birincisi 2017’deki referandumda mühürsüz oyların geçerli sayılmasıyla ilgili parmağını bile oynatmamıştır ki o referandum ile ülkede rejim değişmiştir. Vereceğim bir diğer örnek ise, geçirdiği kanser hastalığı süreci sonunda hayatını kaybeden Cumhuriyet Halk Partisi’nin Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay için iğrenç iftiralar atmış bir kadını alıp Ankara İl Yönetim listesine dahil etmesidir ki bu şahsın Kurultay’da karşısında seçim kaybettiği ekibe karşı ne denli kin, nefret ve intikam duygusu beslediğinin açık göstergesidir değerli okuyucular. Dolayısıyla, başlarken söylediğimi en sonda tekrar etmek isterim; Butlan diye AKP’den bir isim partinin başına atanmış olsaydı, bu denli kötülüğü aklından bile geçirmeyeceğine adım kadar eminim.
Ekleme Tarihi: 03 Temmuz 2026 -Cuma
Hüseyin TAŞYAKAN

KÖRLÜK DEĞİL, BİLE İSTEYE KÖTÜLÜK.

 

Öncelikle, son söyleyeceğimi ilk söylemeyi uygun gördüğümü belirtmek isterim değerli okuyucular.

Adım kadar eminim ki eğer CHP’nin başına butlan diye AKP teşkilatından bir ekip getirilmiş olsaydı, yaklaşık 5 haftadır şahit olduğumuz üzere toplumu ve özellikle CHP seçmenini bu denli gerecek, bu ölçüde öfkelendirecek hususlara tanık olmayacaktık. Yapılanların temelinde hırs, intikam ve hazımsızlık duygusunun yattığı gün gibi aşikar.

Kaybettiği Kurultay’dan sonra vatandaşın sorunları, sıkıntısı ve içinde boğulduğu sefalet ölçüsündeki yaşam şartlarının tek bir tanesinden bile bahsetmeyip, sırtını dayadığı muktedirlere güvenerek koltuğunu geri almak, hatta gerekirse gasp etmek derdine düşerek iktidar destekçisi kanallarda dolaşıp “Koltuğum da koltuğum” diye zırlayan şahsın insanlarda ne kadar hayal kırıklığı ve öfkeye sebep olduğu hepinizce malumdur. Ruh sağlığınızı olumsuz etkilememek adına bunları bir kez daha burada sıralamak istemiyorum.

Benim bu süreçte dikkatimi çeken, sosyal medyada yorumlarına rastladığım veya şifahen görüştüğüm bazı kimselerin bu şahıs için “bu adam neye sebep olduğunu görmüyor mu, farkında değil mi ne yaptığının?” şeklinde kullandığı ifadeler olmuştur.

Bilemiyorum; belki o şahsa yakıştırmak istemediklerinden, belki de öngördükleri çok sert tepkileri yumuşatmaya dönük bir çaba ile bu yorumları yapıyor olabilirler. Hatta bu şahıs için, öfke ile çok sert ifadelerin kullanılması karşısında çoğunlukla “Bu adam adalet yürüyüşünü yapmış insandır, yaptıkları koltuk hırsının getirdiği bir sonuç olamaz” şeklinde yorumları da duyuyoruz.

Ben kendi adıma bu yoruma asla katılmıyorum, zira benim nazarımda bu şahsın sabıkası o adalet yürüyüşünün daha 2.gününde yaptığıyla tescillenmişir. 

Hatırlarsınız, bu ülke Fethullahçı terör örgütünün kurguladığı kumpaslar yoluyla olabildiğince büyük bir zulme tanık olmuş ve asker, bürokrat, aydın, gazeteci vs bir yığın insanın zindanlara kapatılıp bir kısmının orada ölümüne sebep olunduğu karanlık günleri yaşamıştır. 

İşte o karanlık günleri yaşamamıza sebep Fetö kumpaslarının en büyük, en azılı destekçilerinden biri de gazeteci Hasan Cemal’dir ki mâlum şahıs adalet yürüyüşünün ikinci gününde (o dönem iktidar karşıtı olduğu bahanesiyle) bu adamı koluna takmıştır.

O günlerden bugünlere gelen süreçte yaptığım sert eleştiriler için, şahsıma “Genel Başkana saygısızlık edemezsin” diye ölçüsüz bir biçimde yüklenip söylenenlere de buradan selamlarımı gönderiyorum!

Yukarda da belirttiğim üzere, ruh sağlığınız adına bu şahsın seçmenini ve toplumu nasıl sırtından vurduğunu tek tek örneklemek istemiyorum. Ancak sadece iki örnekten bahsederek, bu şahsın yaptıklarının körlükle değil, bile isteye kötülükle ilgisi olduğunun altını çizmek isterim. 
Bunlardan birincisi 2017’deki referandumda mühürsüz oyların geçerli sayılmasıyla ilgili parmağını bile oynatmamıştır ki o referandum ile ülkede rejim değişmiştir.

Vereceğim bir diğer örnek ise, geçirdiği kanser hastalığı süreci sonunda hayatını kaybeden Cumhuriyet Halk Partisi’nin Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay için iğrenç iftiralar atmış bir kadını alıp Ankara İl Yönetim listesine dahil etmesidir ki bu şahsın Kurultay’da karşısında seçim kaybettiği ekibe karşı ne denli kin, nefret ve intikam duygusu beslediğinin açık göstergesidir değerli okuyucular.

Dolayısıyla, başlarken söylediğimi en sonda tekrar etmek isterim; Butlan diye AKP’den bir isim partinin başına atanmış olsaydı, bu denli kötülüğü aklından bile geçirmeyeceğine adım kadar eminim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve artemishaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.